Büyük Eylül Devrimi, 11 Eylül 1961 tarihinde General Mustafa Barzani liderliğinde başladı. Devrim kapsamlı olduğu için çok sayıda Peşmerge katıldı ve Kürdistan'ın toprağını ve vatandaşlarını savundu. Devrim başladığında Peşmergeler, askeri kışlalardan ve polis merkezlerinden el çektirdi ve Kürdistan'ın çoğu bölgesinden onları uzaklaştırdı. Bunun ardından bölük bölük ve grup grup vatandaşlar, özgürleştirilmiş bölgelerin sınırlarına ulaşarak Kürdistan devrimci ordusuna katıldılar.  

Eylül Devrimi ordusuna katılanlar, Kürt toplumunun farklı gruplarından oluşuyordu. İlk grup, Barzani'nin yoldaşları olarak bilinen ve 1947 yılında Başkan Mustafa Barzani ile birlikte Sovyetler Birliği'ne gidenlerdi. Bu grup, savaşma ve düşmanla yüzleşme konusunda büyük bir tecrübeye sahipti; çünkü bazıları birinci ve ikinci Barzan devrimlerinde mücadele etmiş, daha sonra da General Barzani ile birlikte Barzan gücü çerçevesinde Kürdistan Cumhuriyeti'ni düşmanlardan korumuşlardı. Bu grup, dağ savaşı ve detaylı savunma taktikleri konusunda uzmandı; her şeyden önemlisi, Kürdistan ve devrimin lideri olan Barzani uğruna canlarını ve hayatlarını feda etmeye hazırdılar.

Devrim saflarına katılan ikinci grup Peşmergeler, Irak ordusu saflarında sorumlulukları bulunan Kürtsever subaylardı; bunlar arasında Albay Taha Bamerani, Albay Abdurrahman Gazi, Yarbay Nafiz Celal, Yarbay Aziz Akreyi ve polis subayı Şeyh Rıza Gulani yer alıyordu. Bu subayların devrime katılması gözle görülür bir etki yarattı, çünkü Irak ordusunun plan ve taktiklerini biliyor, silah, top ve telsiz kullanımı konularında uzmandılar. Ayrıca onların gelişi, düşman ordusunun saflarında da olumsuz bir etki yarattı, çünkü onlar dağlık bölgeleri iyi biliyorlardı. Eğer Irak ordusunu terk etmeselerdi, Irak ordusuna rehberlik edebilir ve Kürdistan devrimci ordusuna ölümcül darbeler indirebilirlerdi.

Üçüncü grup, Kürdistan Demokrat Partisi saflarında siyasi faaliyetlerde bulunan ancak devrimin başlamasıyla birlikte şehirleri terk ederek devrim saflarına katılan ateşli gençlerdi. Onların devrime gelişi de önemliydi çünkü eğitimliydiler ve her birinin devrimin kontrolü altındaki bölgelerde faydalanılan bir uzmanlığı vardı. Dördüncü grup ise devrim ordusunun çoğunluğunu oluşturan Kürt çiftçiler, işçiler ve gençlerdi; hayatlarının tek arzusu Kürdistan toprağının kurtuluşuydu. Bu grup, canıyla ve malıyla devrimin hizmetindeydi; ailelerin erkekleri savunma için silah kuşanırken, kadınlar da ellerinden gelen her şeyi yaparak Peşmergelerin ekmek, su ve diğer ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. Dördüncü grup; devrimin coşku kaynağıydı ve onlar olmasaydı, devrim onca düşmanın içinde on dört yıl boyunca asla devam edemezdi.

Beşinci grup, ulusal davalarına inanan ve her bir parçanın mücadelesini görev bilen Kuzey, Doğu ve Batı Kürdistanlılardı. Ayrıca Eylül Devrimi'nde Hristiyanlar, Ezidiler ve Türkmenler gibi Kürdistan'ın ulusal ve dini unsurları da yer almış ve önemli roller üstlenmişlerdir. Bu ulusal ve dini unsurların katılımı, Kürtler ile bu topluluklar arasında bir ayrım olmamasından kaynaklanıyordu. Yani Irak hükümeti onlar arasında ayrım yapmıyor, hepsine aynı şekilde zulmediyor, hapsediyor ve haklarını ellerinden alıyordu. Devrim de bu topluluklar arasında ayrım yapmıyor, hepsine eşit gözle bakıyor, hepsini koruyor ve hiçbir topluluğun diğerinin hakkını çiğnemesine izin vermiyordu.

4 Ekim 1964 tarihinde Mele Mustafa Barzani başkanlığında Devrim Komuta Konseyi kurulduğunda, devrim ordusunun liderliği doğrudan Barzani'nin elindeydi. Ayrıca işlerin düzenlenmesi de Irak Kürdistanı Devrim Komuta Konseyi Anayasası'nın yirmi beşinci maddesine göre şöyleydi: İcra Ofisi bünyesinde askeri bir bölüm oluşturulacak, görevi devrimdeki askeri işleri düzenlemek ve her açıdan gelişmesi için çalışmak olacaktır. Bu bölüm, İcra Ofisi ve devrimin genel komutanlığı ile istişare ederek, bu amaç için gerekli tüm yönetmelik ve talimatları çıkaracaktır.

Kürdistan devrimci ordusunun silahlarına gelince; başlangıçta Peşmergelerin elindeki silahlar İngiliz tüfekleri, Brno, Siminov, makineli tüfekler, küçük havanlar ve el bombalarından oluşuyordu. Bu silahlar birkaç kaynaktan elde edilmişti. İlk kaynak, Eylül Devrimi döneminde hala tarım ve hayvancılıkla geçinen bir toplum olan Kürdistan toplumu idi; bu yüzden çok sayıda vatandaşın kendi silahı vardı ve devrim başladığında çoğu kendi silahıyla devrime katıldı. Ayrıca devrim başladığında, Irak ordusuna ait birçok kışla, polis merkezi ve nöbet kulübesi Peşmergelerin eline geçti; bunların hepsinde farklı silahlar vardı ve Peşmergeler bunlara el koydu. Bir diğer silah kaynağı ise Peşmerge müfrezelerinin Irak ordusuna yaptığı saldırılardan elde edilenlerdi. Ayrıca devrim tutunup güçlendikten sonra, devrimin Irak iktidarının zayıflamasının ana nedeni olduğunu bilen ve bunu kendileri de isteyen İran, çoğu zaman ağır silahlarla devrime yardım ediyordu.

Peşmergelerin kıyafetlerine gelince; tüm Peşmergeler toprak renginde şal u şepik giyer, başlarına kulek veya puşi takar, bel kuşağı bağlar, çorap ve tozluk (belekpiç) giyerlerdi ve çok çevik görünürlerdi. Bazen devrim tarafından Peşmergelere kıyafet ve ayakkabı dağıtılırdı. Yemeğe gelince; devrimin bel kemiği, köylülerin devrim için sağladığı yiyeceklerdi ve bulduklarını Peşmergelerle paylaşırlardı; bunun yanı sıra Peşmerge karargahlarında da yemek hazırlanırdı. Eylül Devrimi'nde normal bir Peşmerge ile yetkililerin yemeği arasında hiçbir farkın olmadığını ve hepsinin aynı yemeği yemesi gerektiğini belirtmek gerekir. Bu durum kıyafetler için de geçerlidir ve yetkililer, Peşmergelerin giydiği toprak rengi kıyafetlerin aynısını giymek zorundaydı.

Eylül Devrimi'nde peşmergelik, kolayca ulaşılabilecek bir rütbe değildi. Peşmerge olmak isteyen bir vatandaşın, örgüt, bölge veya şube gibi herhangi bir parti merkezinden destek alması gerekiyordu. Ayrıca en az üç ay deneme süresi boyunca peşmergelik yapması gerekiyordu ve davranışları, ahlakı ve sadakati gözlemleniyordu. Fiziksel kapasitesi ve soğuğa, sıcağa dayanıklılığı test ediliyor, uzun süre yürümeye ve açlığa dayanıp dayanamayacağı öğreniliyordu; ancak o zaman şeref ve vatanı savunma silahını kuşanmasına izin veriliyordu.

Eylül Devrimi peşmergesi eğitim görmek zorundaydı. En belirgin eğitim, kendini ve vatanını savunmak için önemli olduğundan silah kullanımıydı. Ayrıca Kürdistan Devrimci Ordusu saflarında kadro, öğretmenlik ve ilk yardım gibi başka eğitimler de veriliyordu. Askeri kapasiteyi güçlendirme açısından telsiz, topçuluk ve istihkam eğitimleri de veriliyordu. Bu eğitimlerin başlatılması devrimi başka bir aşamaya taşıdı; peşmerge kendini daha profesyonelce savunuyor ve vatandaşları koruyordu.

Devrimdeki sorumluluklara gelince, Büyük Eylül Devrimi'nde sorumluluk alma kriterleri rastgele değildi. Aksine, sorumluluk verilen peşmergenin, toprak ve vatana, devrim liderliğine olan sadakatinin yanı sıra, zor zamanlarda soğukkanlı ve sakin olması, peşmergelerin ve vatandaşların sorunlarını çözme yeteneğine sahip olması gerekiyordu.    

Kürdistan Peşmerge Ordusu, devrimin başında birkaç kola ayrılmıştı ve her kol, 'serqol' (kol komutanı) olan yetenekli ve bilgili bir peşmerge tarafından yönetiliyordu. Bundan sonra ve tam olarak 1962 yılının sonlarında ordunun düzenlemeleri değişti, daha detaylı hale getirildi ve şunlara dönüştü: manga, takım, bölük, tabur. Bunların her biri manga komutanı, takım komutanı, bölük komutanı ve tabur komutanı tarafından yönetiliyordu. Bunun nedeni, peşmergenin her kolda gösterdiği kahramanlıklar ve birçok toprak ve halkı özgürleştirip özgürleştirilen bölgelerin sınırlarını daha da genişletebilmesiydi.

Bu dağılım, Irak'ta iktidarın Baasçılar tarafından alınmasına kadar devam etti, ancak özgürleştirilen bölgenin daha da genişlemesi ve peşmerge sayısının artmasıyla, 1964'deki azınlık bir kesimin ayrılmasının yanı sıra, Devrim Liderlik Konseyi'nin kurulmasından sonra peşmerge yapısı yeniden düzenlendi ve görev ve sorumluluklar yeniden dağıtıldı. Bu, devrim için önemli bir ilerlemeydi ve daha sonra direniş meydanına yansıdı; peşmerge, peş peşe gelen başarılarıyla geri adım atmayan, ulusundan ve vatanından vazgeçmeyecek bir güç olduğunu kanıtladı.

Mesud Barzani'nin yazdığı, kendisinin de devrim peşmergesi olduğu ve Kürdistan Devrimci Ordusu yapısının detaylarına vakıf olduğu 'Barzani ve Kürt Özgürlük Hareketi' adlı kitabın üçüncü cildinin birinci bölümünde şunları yazmıştır:

Devrim ordusu şu şekilde düzenlenmişti:

Genel Komutan: Mela Mustafa Barzani.

Genelkurmay Başkanı: Nuri Mela Maruf.

Behdinan'daki Birinci Ordu, komutanı: Esad Hoşevi ve şunlardan oluşuyordu:

Zaho Gücü: İsa Suvar komutasında.

Duhok Gücü: Ali Halil komutasında.

Şeyhan ve Akre Gücü: Heso Mirxan Dolemeri komutasında.

Erbil'deki İkinci Ordu: Komutanı Reşid Sindi, şunlardan oluşuyordu:

Sefin Gücü: Tahir Ali Vali komutasında.

Pişder bölgesindeki Kawa Gücü: Heso Mirxan Jajuki komutasında.

Betwate bölgesindeki Betwate Gücü: Ali Şaban.

Süleymaniye ve Kerkük'teki Üçüncü Ordu, Yarbay Aziz Akreyi komutasında ve şunlardan oluşuyordu:

Xebat Gücü: Abdulwehab Etruşi komutasında.

Karadağ Gücü: Fazıl Talabani komutasında.

Rizgari Gücü: Tarık Ahmed komutasında.

Bu durumda Kürdistan Devrimci Ordusu üç ordudan oluşuyordu ve her ordu üç veya dört güçten oluşmaktaydı; hiçbir güç üç taburdan az değildi, taburlar en az üç bölüğe sahip olmalıydı, her bölüğün üç veya daha fazla takımı vardı, her takım üç mangadan az değildi ve her manga en az on peşmergeyi kapsıyordu.

Kaynaklar:
  • Abdullah Melazade, Şêwey Teşkîlatî Eskerî Şorişî Eylulî Mezın, birinci baskı, Minare Matbaası, Erbil-2020.
  • Mesud Barzani, Barzani ve Kürt Özgürlük Hareketi, üçüncü cilt-birinci bölüm, Rojhilat Yayıncılık.
  • Necmeddin El-Yusufi, Sewretu Eylul el-Mecide, Şeriat Fakültesi Matbaası-1995.